Özgür Özel’e Yüklenmek Doğru mu?
Özellikle son yaşanan açılım, ki bana göre saçılım olan yasanın meclisten geçmesi sırasında Özgür Özel ve Yeni Parti’nin kararını kabul etmek istemeyenlerin tavrı, ejderhayı sempatik gösterip, esas oğlana tokmakla vurmak gibi bir durumu ortaya çıkardı.
İnsan bazen şeytana uymak istiyor: “Kızıyorsan git karşı mahalleye!”.
Gittin o mahalleye, orada seni ne bekler, onu biliyor musun?
Bazı kendini bilmezler, ejderhaya ses çıkaramıyor, kurt ve çakallara
ses çıkaramıyor, guguk kuşuna ses çıkaramıyor ama elindeki tek dostu olabilir
olan Dağ Keçisine kızıyor, eleştiriyor ve hatta onu da ötekileştiriyor.
Yahu, yukarıdan aşağıya cehennem ateşine düşmektesin, birisi
sana şemsiye uzatmış, o anda şemsiye kırmızı mı, yeşil mi, beyaz mı, sarı mı,
kısacası ne renk diye neden kapris yapıyorsun? Zaten ateşin ortasına doğru
düşüyorsun. Düşersen düş! Üstelik daha parti kurulma aşamasında, parti kurulmadan
eleştiriye başlıyorlar. Partinin üye kaydı başlamadan, üye olmaktan vazgeçtiğini
söylüyorlar.
İşte o an diyesim geliyor: Defol cehennemin ateşine doğru!
Kürt sorunu, iktidarlarda sürekli ikircikli tavırlara neden
oluyor. Aynı siyasi kişi veya iktidarın, Kürt sorunu konusunda farklı zamanda
farklı açıklaması bile bu sorunun karmaşık olduğunu gösteriyor. Bir an geliyor,
“Kürt sorunu var, çözeceğiz” diyor, sonra
anında fikir değiştiriyor, “ Kürt sorunu yok” neyi çözeceğiz diyor.
Eski ve kayyımsız CHP döneminde CHP’nin bu konudaki tutumu
net ve kesindi. O zaman da partinin etkin yöneticilerinden biri olan Özgür Özel’in
tutumu netti. Sorun ırkçılık değildi ama kültürel olarak bir Kürt sorunu vardı.
Asıl ilginç olan ise, bu sorun sadece Kürt sorunu değil, Tatar, Laz, Çerkez,
Gürcü hatta Türkmen sorunuydu. Alevicilik ve diğer ötekileştirici enstrümanla
bir kısım vatandaşlarımız ötekileşmek zorunda kalıyordu(Halen de kalıyor.).
Şunu net ifade etmek lazım: Ötekileşenlerin hiçbirisi Kürt
olduğu için, Laz olduğu için veya diğer etnik yapıda olduğu için ötekileşmedi;
öteki olduğu için ötekileşti. Siyasal iktidar, elde ettiği maddi ve manevi gücü
yıllardır tüm vatandaşlarla eşit bir şekilde paylaşmak istemiyor. Asıl mesele
burasıydı.
Bu sorun ortada dururken, iktidarın demokrasiye balta vurmuş
hali de ortada dururken, seçenekleri birbirine karıştırmak akla uygun değildir.
Evet, siyasi düşünce suçu olamaz, bir lideri eleştirenler suç işlemiş olamaz,
hatta bir kutsal addedilen yapıyı, kişiyi eleştirenlerin yeri cezaevi olamaz...
Sevmiyorsa sevmez, eleştiriyorsa eleştirir, sana veya size ne? Siz de savunun!
Ama hemen cezaevine atıyorlar. Şu an cezaevlerinde bir il nüfusundan daha fazla
sayıda kişi düşünce, ötekileşme veya reddedilme sorunu nedeniyle yatmaktadır. Bunlar
derhal serbest bırakılmalıdır. Terörist olanlar, kadın, çocuk, kız düşmanı
olanlar, can düşmanı ve tabi devlet bütünlüğüne düşman olanlar affedilemez!
Düşünceler yarışır bayım, coplar veya biber gazları değil!
İşte bu düşüncelerle yaklaşılırsa, Özgür Özel’in demokrasi
adı altında Kürt sorunu çözümü diye meclise getirilen ama aslında tüm ötekileşenlerin
sorununu çözecek olan bu yasaya evet demesi hiç de tutarsız değildir.
Gelelim asıl görünmez soruna: Bir olayın Kürtlere sorun çıkardığını
gören veya işiten bağırıyordu. Oysa aynı sorun Türklere ve Türküm demeye daha
çok zarar veriyordu. Andımız bile kaldırıldı bu ülkede! Andımızın neresinde ırkçılık
vardı? O andı sürekli tekrar ediyorum ve ırkçı değilim. Irkçı da olmadım. Ama ırkçılık
adı altında Türkçülüğe de aynı baskı ve zulüm yapıldı.
Ben, kendi adıma, demokrasinin ilerlemesinin, gerici zihniyeti
yavaşlatıp Cumhuriyet düşüncesini ve ilkelerini tüm vatandaşlara ulaştıracağını
düşünüyorum.
Özgür özel konusundaki eleştiriye gelince: Uzun zamandır tahammül
ettiğiniz baskıcı bir zihniyete karşı, birkaç ay sabredin bakalım, Yen Parti ve
kadrosu nereye evrilecek, görelim. Ondan
sonra eleştirelim. Hatta bir partinin bir seçimi atlatmadan eleştirilmesi akla
da, fikre de aykırıdır.
Yazar Sayfası:
Yazarın Köşesi:
/ Tarih: 16.08.2026 16:44 / Okunma = 10437












